biten ilişki etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
biten ilişki etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Mart 2015 Salı

Biten ilişkinin ardından toparlanma yolları

Biten ilişkinin ardından toparlanma yolları

Salı günü gelen bir okuyucu sorusuna cevap yazmıştım. Bu konuda çok fazla soru geliyor ve o yazının ardından da gelmeye devam etti. Anlaşılan o ki herkesin unutmaya çalıştığı birileri var ve gidenin ardından nasıl toparlanacağınızı merak ediyorsunuz.

Dilerseniz sizler için hızlıca sıralamaya başlayayım biten ilişkinin ardından nasıl toparlanacağınızı.

Öncelikle ayrıldığınız kişiyle karşılaşma ihtimaliniz olan yerlere gitmeyin. Pek çok kişi, inat yapar gibi karşılaşma olanağı olan yerlere gidiyor, karşılaşınca kötü oluyor. Bir insanın sizin için hayırlı olmadığını anladığınızda, onunla yolunuza devam edemeyeceğinize karar verdiğinizde, arada yaşanmış güzel günleri aklınıza getirerek onu unutmakta zorlandığınızda, yapacağınız en talihsiz davranış karşılaşacağınız mekanlarda dolaşmak olacaktır. Gözden uzak olan gönülden de uzak olur diyor atalar. Gördükçe anılar canlanır, karşılaştıkça içiniz cız eder, unutmakta zorlanırsınız. En güzeli mekanları değiştirmek. Bu demek değil ki o yerlere hiç gitmeyin! Belirli bir süre, kalbiniz rahatlayıncaya kadar, onu gördüğünüzde etkilenmeyeceğiniz zamana kadar farklı mekanlar iyi yöntemdir. Hem böylece yeni yerler keşfetmiş olursunuz, fena mı?

Evinizde, iş yerinizde size onu hatırlatacak ürünler veya ondan gelen hediyeler varsa, gözünüzün önünden kaldırın. Bazı kişiler güçlü kimliktir ve bu tür eşyalardan etkilenmeyebilir. Bazı kişiler duygusaldır ve nesneye yatırım yapar. Bu onun aldığı kalemdi, bu onun kullandığı parfümdü gibi yüceltmelere başvurur. Dolayısıyla unutmakta gecikir. En iyisi bir süre bu ürünleri görmeyin.

Birlikte geçirdiğiniz özel günlerinizde farklı aktiviteler yapın. Örneğin bir önceki bayramı veya doğum gününü birlikte kutladıysanız, yeni bayram için farklı bir program yapın. Evde oturup ağlayarak, geçen yılın her dakikasını adım adım hatırlayarak onu unutmanız mümkün değil.

Onun sosyal medya hesaplarını, yazdıklarını, paylaştıklarını, kimlerle ne yaptığını takip etmeyin. Son zamanlarda böyle bir moda başladı. İnsanlar birbirinden ayrılıyor ve ardından neler yaptıklarını merak edip sürekli takip ediyor. Bu çok yanlış. Zaten ayrılmanın verdiği üzüntü içindeyseniz, onun kendine göre giden hayatını yanlış anlama çekebilirsiniz. Belki yazdığı normal bir cümlenin size söylendiğini, paylaştığı resmi size inat olsun diye çektiğini düşünmek gibi! Olmadık yerlerden kendinize gizli mesajlar verildiği veya sizi unutamadığı duygularına kapılma ihtimaliniz çok yüksek. Bunları yapmayın. Kendinize zulmetmeyin.

Önünüze gelen herkesle onu konuşmaktan vazgeçin. Öyle veya böyle onun hakkında konuştuğunuzda, farkında olmadan gündeminizi hep eski nişanlınızla doldurmuş oluyorsunuz. Oysa ne kadar az yer tutarsa zihninizde o kadar iyi.

Onun dinlediği şarkıları, onunla dinlediğiniz sanatçıları, birlikte okuduğunuz kitapları bir süre değiştirin. Yeni yazarlar, yeni kitaplar, yeni diziler keşfedin. Ne kadar az hatırlarsanız o kadar rahat edeceğinizi unutmayın. 

Tebdili mekanda ferahlık vardır ilkesiyle, evinizde minik değişiklikler yapabilirsiniz. Mekanayapılan tatlı dokunuşlar, hayatın ivmesini değiştirir. Gözünüzün önündekiler değişirse zihniniz rahatlar.

Bu gibi durumlarda bazen mini tatiller işe yaramaktadır. Memleket ziyareti, hafta sonu tatili, arkadaş gezmeleri iyi gelebilir.

İlişkinin bitmesini, kendi beceriksizliğiniz veya kötü insan oluşunuz gibi garip düşüncelerle birleştirmeyin. Genelde kendini suçlama, kendine kızma, kendinden nefret etme, kendini çok hatalı görme gibi ajite duygularla karşılaşıyorum. Lütfen kendinize zulmetmeyin. Olan oldu diye düşünün ve yolunuzda yürümeye devam edin. 

İlişki madem bitti, bitmesine neden olan sıkıntılı dönemlere odaklanın. Sizinle uyumlu olmadığı, sizi üzdüğü, geleceğinizle ilgili endişelendiğiniz noktaları düşünün. Zaten unutamayacağınız kadar iyi bir ilişki olsaydı, ondan vazgeçmeyeceğinizi hatırlatın kendinize. İlişki bittiyse bitmiştir, bitmesi için elverişli süreç oluşmuştur. Kör göz ölür, badem göz olur mantığıyla olaya yaklaşırsanız, kendinizi üzmekten öteye geçemezsiniz.

Arabesk içerikli düşünceler, o tarz müziklerden uzak durun. Duygusal filmler izlemeyin. 

Yeni bir ilişki için acele etmeyin. Birini tam olarak unutmadan, onun sizde oluşturduğu olumsuz etkileri üzerinizden atmadan yeni bir ilişkiye adım atmanız hata olabilir. Zira birini unutmak için diğerine yelken açan kişiler, yeni bir ilişkiye hatalı başlangıç yapmış olur. Birinin inadına, birini unutmak için, birinden intikam almak için, birine haddini bildirmek için evlenilmez!

Kendinizi ve düşüncelerinizi yenileyin. Hayatınıza kim gelecek veya kim çıkacak olursa olsun, sizin kendi iç değerleriniz hem yerinde dursun! Siz değerlisiniz, biricik ve özelsiniz. Bunu farkeden, sizin kıymetinizi bilen insanlarla yolunuza devam edin. Bir önceki ilişkinin bitmesi ilişkinin bitmesidir. Sizin bitmeniz anlamına getirmeyin. Ben bittim, ben mahvoldum gibi bir sığ düşünceyle kendinizi incitmeyin.

Kendinize hoşunuza gidecek aktiviteler bulun. Yeni bir kurs, ezber, ilginç konularda araştırmalar yapmak gibi. Dikkatiniz dağılır, sizi üzen ayrılık olayına odaklanmamış olursunuz.

Ve...

Bol bol dua edin. Her konuda hakkınızda hayırlısı olması için Allah'tan yardım dileyin. Eğer Allah dileseydi o kişi size nasip olurdu diye düşünün. Elinizden geleni yaptınız, olabildiğince doğru davrandınız ve buna rağmen o kişiye kavuşamadıysanız, sizin için farklı bir plan yapılmış olabileceğini anlamaya çalışın.

Umarım işinize yarayan bilgiler sıralanmıştır. Deneyin. Baktınız tek başınıza atlatamıyorsunuz lütfen birkaç seans terapi desteği alın. Yapacağımız bir iki seans destek sizi inanılmaz rahatlatır, unutmayın!

Sevgiler...

Mehtap KAYAOĞLU (Psikolojik Danışman&Aile Danışmanı)

mehtapkayaoglu@gmail.com

 

 

 

Biten ilişkinin ardından depresyona girmemenin yolları

Biten ilişkinin ardından depresyona girmemenin yolları

 

Yazıları sizlerden gelen sorular ışığında hazırlamaya çalışıyorum. Bir okuyucumuz, sözlüsünden ayrıldığını, aradan çok uzun zaman geçmesine rağmen bir türlü kendisini toparlayamadığını, toparlanmak için neler yapabileceğini, depresyona girmekten korktuğunu söylemiş. Sözlüsünün kendisine ısınamama gerekçesiyle ayrıldığını, yakın komşuluk ilişkileri nedeniyle arada sırada karşılaştıklarını ve bu karşılaşmalarda ne yapacağını bilemediğini de eklemiş. Cevaplamamak olmazdı.

Hiç tanımadığınız birisi hayatınıza giriyor, belirli bir süre sizinle acılı, hüzünlü, keyifli zaman geçiriyor, ardından çıkıp gidiyor. Niye gitti, niçin devam etmedi, kimin için sizi terketti, canı acıyarak mı gitti bilinmez; ama bilinmesi gereken en önemli nokta geride kalanın yoluna devam etmesi gerektiği gerçeği!

İlişki bu! Bir bakarsınız masalsı başlangıçlarla girer ruhunuza. Bir bakarsınız çeşitli nedenlerle bitmesi gerektiğine karar verirsiniz. Evlilik ve çift terapileri yaparken en fazla çalıştığımız konulardan birisidir "gidenin ardından toparlanmak için neler yapmak gerektiği" meselesi.

Bu hafta gidenin ardından ne yapalım onu konuşalım istiyorum.

Sözlüsünden ayrılan, unutamayan; eşinden ayrılan, bir türlü toparlanamayanlar toplansın yazımın başına...

Öncelikle hakkınızda hayırlısı neyse o olsun diye düşünmekte fayda var tabii. 

Evlilik yolunda ilerlerken bazı açılardan gerçekçi olmakta fayda var. İlişki niçin başlamıştı, neler yaşandı ve hangi gerekçeye dayalı olarak bitti bilmek gerekir. Eğer yaşadığınız süreç, ilerdeki evlilik hayatınız açısından sıkıntılara yol açacağı kanaatiyle bittiyse, emin olun doğru karardır. Çünkü evlilik öncesi insanın dikkatini çeken minik meseleler, aynı eve girdikten sonra ardı arkası kesilmeyen sorunlara dönüşebiliyor. Bu dönüşümlerle başetmek her zaman daha zordur. En güzeli yol yakınken, kimse kimseyi incitmemişken yolları ayırmaktır. 

İlişkilerin bitmesi, karşı tarafla düşman olacağınız anlamına gelmemeli. Biten bir ilişkiden sonra can ciğer dost olmanızı beklemiyoruz elbet; ancak bir yandan da kendinizi çok fazla öfke merkezli beslemeyin. İyi niyetle başladığı gibi, olmayacağına inanıldıktan sonra yine aynı iyi niyetle bitmeli ilişkiler.

Danışanlarımdan da görüyorum, bazen insanlar ilişkiyi bitiriyor ve çeşitli nedenlerle vicdan azabı çekerek, gereksiz dostluk şeklinde durumu idare etmeye çalışıyor. Bir süre, yani aranızdaki duygusal sıkıntı ortadan kalkıncaya kadar görüşmeyin. Süreç içinde elinizden geleni yaptığınızı düşünüyorsanız, ilişkinin bitiminde kendinize vicdan azabı çektirmeyin. Çabaladığınızın farkında olun ve kendinize duygu yükü yüklemeyin.

Evlilik ilişkisinde pekçok duygu senkronize olmalı bence. En fazla olması gereken duyguysa karşılıklı yakınlık ve sıcaklık hissi. Evlenecek kişilerin arasında tatlı bir sıcaklık oluşmamışsa, birisi diğerine karşı kendisini soğuk hissediyorsa o ilişkiden hayır çıkmıyor biliyor musunuz?

Yıllardır evli çiftlerle çalışıyorum, çeşitli uyum/davranış sorunlarıyla başetme yolları öğretiyorum. Davranışlar düzeliyor, üsluplar değişiyor, ilişki toparlanıyor, birinin diğerine karşı soğuk hissetmesinin önüne geçilemiyor. 

Size şaka gibi gelebilir ama benim evlilikte olmazsa olmazım; evli çiftlerin birbirine karşı hissettiği yakınlık ilişkisi. 

Düşünün! Aynı evin içindesiniz ve birbirinize yabancısınız! Soğuksunuz. 

Bu sorun nedeniyle ayrıldıysanız lütfen üzülmeyin. Aynı yastığa baş koyacağı kişiye karşı yakınlık hissetmemek hem kişinin kendisine hem de size zulümden başka bir şey değildir. Pek çok kişi nikahta keramet olduğunu, zaman içinde insanların birbirine ısınacağını zannediyor. Oysa insanlar birbirine ısınmıyor, sadece aynı evin içinde yaşamaya ve karı koca olmaya alışıyor o kadar. Kalpten kalbe köprü kurulmayınca, iki insan birbirini özlemiyorsa, birinin varlığı diğerine mutluluk dolu sevinç hissettirmiyorsa, aradan yıllar geçse yine oluşmaz yine oluşmaz.

Bizler günlük pratiğimizde birşey olsun deyince hemen oluverecek sanıyoruz. Olmayınca olmuyor. Olmayanın farkına varmak, dönüşü olmayan yollara girmeden önce çözümlemek daha hayırlı emin olun.

Nişan dönemi, ailelerinizin bilgisi dahilinde, ilerde evlenmeye kalktığınız kişiyle birbirinize alışıp alışamadığınızı anlama sürecidir. Aileler tanışır, gençler kendi aralarında konuşup, gelecek hayallerinin ortak olup olmadığına bakar. Aralarında muhabbet oluşup oluşmadığı anlaşılır. Her şey olumlu gidiyorsa evlilik gerçekleşir. Biri diğerini sevememişse, kalbinde sıcaklık oluşmamışsa, hatta tam tersi o kişiyle evleneceği duygusu onda stres ve gerginlik oluşturuyorsa evlenilmez. Birileri istiyor diye de evlenilmez. Aileler haklarını helal etmeyecek kaygısıyla da evlenilmez. 

Evlilik özel ve güzel bir durumdur. Tatlı paylaşımlı, hayatın geri kalanını kuşatan, geri kalanında adamın/kadının biriyle bütünleşerek nefes almanızı gerektiren yaşam şeklidir. Böylesine kıymetli bir ilişki kendi öpöz anne babanız dahi olsa kimsenin zorlaması veya isteğiyle olamaz.

Sizin için bu işin hayırlı olduğunu anlamaya çalışın. "Sana ısınamadım, ısınamıyorum, evleneceğimizi düşününce geceleri uykum kaçıyor." diyen bir erkeğin kadını olmak istemezsiniz. Evlilik ilişkisinde kimse kimsenin sırtına yük, duygusuna ağırlık olmamalı. 

(Bir sonraki yazımda konuya devam olsun diye biten ilişkiyi kendimize unutturma yöntemleri yazacağım.)

Sevgiler... 

 

Mehtap KAYAOĞLU (Psikolojik Danışman&Aile Danışmanı)

mehtapkayaoglu@gmail.com