25 Kasım 2015 Çarşamba

Evlilikte mutlu olmanın pratik yolları

BAZI evlilere ne kadar zor görünür mutlu olmak. Ah o ne anlamsız bir kargaşadır. Uğraşır, düzelmez; emek verdiğini düşünür, karşılık bulmaz!
Oysa mutlu evliler var neyse ki. Niçin mutlu olduklarını anlamasanız da aralarında iyi giden ilişkiyi görmemek mümkün değildir.
İşte o söylediğim ne olduğunu anlamadığız gizli mesajlar var ya, onlardan birisini yazayım istedim bugün. Okuyun uygulayın inşallah olur mu?
Mutlu çiftlerin gelişigüzel nedenlerle birbirlerine sataşıp, birbirini incittiğine şahit olanınız var mı? Tabii ki yok! Çünkü iyi giden evliliklerde eşler birbirine olur olmaz nedenlerle dırdır etmiyor. Bu durum aralarında her şeyin her an iyi olduğu anlamına gelmek zorunda değil. İnsansınız, bazı konularda fikir ayrılığı yaşamanız normaldir. Biriniz akşamı evde geçirmek istersiniz, diğeri dışarıda gezmek. Tam olarak aynı anda aynı düşüncede olmadıklarında, birbirinin hal dilinden anlamayı bildikleri için taraflardan birisi geri adım atıyor. Örneğin gezmek isteyen, eşinin çok yorgun olduğunu fark ettiğinde ısrar etmiyor ve evde kalmayı tercih ediyor.
Şimdi bu yazıyı okuyan sevgili okurlarımızdan bazılarının –hayatı yaşama geleneği gereği itiraz ederek- “İyi de Mehtap Hanım, o yorgun taraf hep yorgunsa, hep bahane üretiyorsa ne yapacağız?” veya tersinden “İyi de Mehtap Hanım, o gezmek isteyen eş hep gezmek istiyorsa, evde kalmaktan hoşlanmıyorsa ne yapacağız?” diye hayıflandığını duyar gibi oluyorum.
İşte tam bu nokta çok önemli. Durumu hemen ikiye ayırarak izah edeyim, siz kendinize düşün yanını alırsınız.
İyi anlaşamayan eşlerde olayın gelişim şekli:
Taraflardan biri gezmek istiyordur, diğeri yorgundur. Fikir çatışması olmuştur. İkisi de kendi istediği olsun ister. Zaten hep ezildiğini, karşı tarafın sürekli kendi isteklerini dayatıp durduğunu düşünür. Evlendiğinden beri yaşadığı bu çifte standarttan yorulduğunu hisseder. Eşi tarafından haksızlığa uğratıldığını düşündüğü için kızgındır. Sonunda evde kavga olmasın diye alttan alır. Gezmeye gitmez (veya diğer şıkkı istediğini düşünecek olursanız gezmeye gider). Eşi için günü evde geçirmeye razı olur (veya diğer şıkkı düşünecek olursanız eşi için gezmeye gitmeye razı olur!).
Evde geçirilen bu vakitte (veya eşinin hatırına gittiği gezmede) surat asılır. “Senin yüzünden bir gezmeye bile gidemiyoruz (veya senin yüzünden evimizde uzanıp dinlenemiyoruz). Ne gıcık bir adamsın/kadınsın” yüz hali kişinin tüm enerjisine ve beden diline yansır. Sözüm ona gitmemiştir gezmeye (veya gitmiştir akraba ziyaretine); ancak gitmemenin (veya zoraki gezmeye gitmenin) onda oluşturduğu olumsuz ruh halini tamamen eşine yansıtıyordur.
Bu durumda karşı taraf evde olduğu ve dinlendiği için mutlu mu sizce?
Veya diğer eşin gözüyle bakacak olursak, eşi kendisiyle gezmeye geldiği için mutlu mu sizce?
Tabii ki değil! Çünkü aslında yorgun olduğu için evde kalmayı tercih etti. Evin sıkıntılı havası, eşinin asılan suratı, sorulan sorulara verilen sivri cevaplar, cıvıltısını yitirmiş küskün ses tonu vs. kişi daha çok yoruldu aslında.
Evde kalıyor dinlenmek adına, bir türlü dinlenmiş hissetmiyor! Sonra eşine kızıyor, belki tartışıyor. “Sen nasıl bir kadınsın/adamsın, burnumdan getirdin şu evi (ters durumda gezmeyi)” diye eşine sinirleniyor.
Buradaki önemli mesajım şu; Eşinin hatırı için evde kalıyor kişi. Ama evde kalmanın acısını ve gergin halini eşine yansıtıyor.
Daha anlaşılır örnek olsun tam yerleşsin zihninize. Kadın gezmeye gitmek istiyor, adam evde dinlenmek.
Kadın, kocası dinlensin diye gitmiyor. Ancak evde kaldığı için morali bozulmuş, tüm enerjisi dağılmış halde dolanıp durunca evin içinde, koca çılgına dönüyor. Adam dinlenemiyor ki! eşinin hışır hışır davranışları, asık suratı, gizli laf çarpmaları nedeniyle zihni öyle yorgun hale geliyor ki! zihin yorulurken beden dinlenmiş ne fayda!
Veya adam güya karısının hatırına gezmeye çıkıyor. Ama surat beş karış. Gittikleri kafede garsonlara sataşıyor, eşi bir mağazaya girecek olsa azarlıyor, çocukları iteleyip kakalıyor. Güya kadıncağız gezmeye gitti, zihnini dağıtmaya çalışıyor! Mümkün mü? Değil. Çünkü eşinin fevri tavırları, surat asması, oturdukları mekanlardaki agresif davranışları kadını inanılmaz yoruyor ve üzüyor. Gezmeye mi gitti, dayak yemeye mi gitti belli değil.
Umarım anlaşılır oldu…

İyi anlaşan mutlu eşlerde olayın gelişim şekli:
TARAFLARDAN biri gezmek istiyordur, diğeri yorgundur. Fikir çatışması olmuştur. İkisi de kendi istediği olsun ister. Fakat düşür ki eşi zaten hep tüm aile için kendisini helak edip duruyor. Eşinin isteğine karşı duyarlı olmaya karar verir. İşin ilginç yanı, fizik kanunları veya sünnetullah gereği, eşi de kendisi için aynı şeyleri düşünüyordur. Bir süre aralarında mini gerilim olur ama senin istediğini yapalım, hayır valla olmaz senin dediğini yapalım türünden gerilim. Birinden birinin dediği seçilir, diğerinin ihtiyacı farklı bir güne ertelenir.
Evde geçirilen bu vakitte (veya eşinin hatırına gittiği gezmede) surat asılmaz. “ Canım benim ya… madem senin istediğini yaptık, en iyi şekilde yapalım da keyfini çıkar bari” yüz hali kişinin tüm enerjisine ve beden diline yansır. Sevecen görünür. Senin mutlu olman beni dinlendiriyor, senin mutlu olman bana gezme etkisi yapıyor havasında ortam oluşur.
Bu durumda karşı taraf evde olduğu ve dinlendiği için mutlu mu sizce? Veya diğer eşin gözüyle bakacak olursak, eşi kendisiyle gezmeye geldiği için mutlu mu sizce? Tabii ki mutlu! Çünkü aslında yorgun olduğu için evde kalmayı tercih etti. Eşinin oluşturduğu cici havayla gerçekten dinlendi. Ve eşini gezdirebilmek için gereken enerjiyi bile topladı. Veya gezmeye gittilerse, eşinin gezerek dinlenip mutlu olduğunu, stres attığını düşünerek kendisi de mutlu oldu. Gezmeyi karısının burnundan getirmedi. Buradaki önemli mesajım şu; Eşinin hatırı için evde kalıyor veya gezmeye gidiyor kişi. Ama evde kalmayı veya gezmeye gitmeyi travmaya, haksızlığa uğramışlık duygusuna çevirmiyor. Hatta aklın aklına bile getirmiyor. Eşi için iyi bir davranış yapmanın mutluluğunu yaşıyor. İyi giden evliliklerle iyi gitmeyen evliliklerin RUH HALİ daha nasıl gözler önüne serilir bilmiyorum.
Sevgiler…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder