24 Kasım 2015 Salı

Müdahaleci koca karısını çıldırtıyor

Bir söz vardır bilirsiniz; Psikolojik destek almaya hasta insanlar gelmez, hasta insanların sinir hastası ettiği sağlıklı kişiler gelir, diye.
Yıllara dayalı tecrübeme dayanarak söyleyeyim, günlük yaşamın içinde işini gücünü yapan, sorunlarla baş etme yeteneği olan, zorlukların üstesinden gelebilen kişilerin psikolojisi kolay kolay bozulmaz. Bir sorunla karşılaşırsa elinden geldiğince düzeltmeye çalışır. Düzelmiyorsa olanla yaşamayı öğrenir. Sağlıklı yapılanma ne yapar eder ve yolunda yürümeye devam edebilir.
Sağlıksız yapılarda yoluna devam etme davranışı zora girer. Kişi sürekli bir şeylere takılır, ilerleyemez. Kontrol, endişe, kaygı, bir şeylerin hep ters gideceği duygusu bu insanları yer bitirir.
Kendisi hasta olmadığı halde, hasta insanlarla yaşadığı için hastalanan insanlarla çalışıyorum ağırlıklı olarak. İlginç değil mi?
Bizim kültürümüz özellikle evlilik ilişkisi içinde hep alttan almayı, sorunlar karşısında susmayı, görmezden gelmeyi, kol kırılsa bile yen içinde kalmayı öğretiyor. Bir yanıyla doğru yöntem bunlar. Her şeyi görmek, her şeyi konuşmak, her şeye müdahale etmek iyileşecek ilişkiyi bile zora sokabilir. Arada duymamak, bazen görmemek, bazen gülüp geçmek gerekir. Aksi halde ayrı evlerde, farklı kültürlerde büyümüş, bambaşka karakterlere sahip iki insan aynı evin içinde nasıl yaşayabilir ki?
Dozunda kullanılırsa evlilik ilişkisini cennetten bahçeye çevirecek bu yöntemler, abartıldığında veya tek taraflı alttan alma ve idare etmeye dönmeye başladığında alttan alan kişinin psikolojisini bozmaya başlıyor.
Mutsuz kadınlar
Psikolojik destek çalışmaları yaparken mutsuz kadınlarla çalışıyorum.
Ülkemizin kadınları genelde mutsuz biliyor musunuz? İnanılır gibi değil; ama gittiğim seminerlerde, katıldığım programlarda en fazla dikkatimi çeken konu kadınlarımızın mutsuz olması! Bir ülkede kadın mutsuzsa herkes mutsuz olur. Çünkü toplumu kadın yetiştirir.
Bu mutsuz kadınlara terapi veya danışmanlık hizmeti verirken neyi fark ediyorum biliyor musunuz? Kocaları huysuz!
Evet...
Huysuz ve müdahaleci koca, karısının psikolojisini bozuyor.
Seansa gelen bayan danışanlarımla konuşurken görüyorum, kadın aslında çok tatlı, iyi niyetli, kibar, zarif. Anaç bir doğası, sevecen yapısı var. Kadını kendi haline bıraksanız dünyanın yoğun işleri arasında yuvarlanıp gidecek. Ciddi sıkıntıları olmayacak. Mutlu huzurlu yaşayacak.
Peki, niçin depresyona girmiş? Niçin mutsuz? Niçin avuç dolusu ilaçlar alarak ayakta durmaya çalışıyor?
Konuşmalar detaylanınca, kadının hayat hikâyesini dinleyince fark ediyorum ki; kocası aşırı müdahaleci! Evin kaynanası gibi bir koca var kadının başında. Onu beğenmez, bunu eleştirir, her yapılan davranışa bir kulp bulur, ne yapılırsa yapılsın kocanın gözüne bir türlü girilemez!
Bir insanı her davranışıyla sürekli eleştirirseniz, her yaptığı yemeğe kusur bulursanız, her işinde eksik bir yan görüp bağırırsanız; elinden geldiğince çabalamasını, evi ayakta tutmak için koşturmalarını takdir etmezseniz o kadın hasta olur. Korkak olur, güvensiz olur. Abarttığımı düşünmeyin ama huysuz ve çok eleştiren bir kocanın elinde düşen iyi niyetli ve edepli bir kadın, uzun yılların sonunda aptallaşır! Kendi başına düşünemez olur. Atacağı adımdan korkar. Söyleyeceği söz eleştirilecek diye susmayı tercih eder. Ne yaparsa yapsın bir türlü beğenilmediği için zamanla kendisini işe yaramaz ve beceriksiz hisseder.
Anlayacağınız gibi teşekkür etmeyen, hiç bir şeyi beğenmeyen, her şeyi eleştiren adamın kendisi hastadır aslında. Sorsanız mükemmeliyetçidir. Oysa ben onlara müdahaleci kaynana kılıklı kocalar diyorum şakayla karışık...
Kadın özgüven eksikliği yaşar
Müdahaleci koca, evindeki kadını yıllar sonra korkağa çevirir. Oturmayı kalkmayı bilmeyen, ürkek, girişken olmayan, sürekli eleştirilmekten dolayı suratı asılmış mutsuz bir kadın olur çıkar hayat arkadaşı. Ardından o müthiş savunma cümlesi gelir zaten; Ben de eleştirmeye meraklı değilim; ama hep hata yapıyor, mecburen söylüyorum.
Mesele şu ki; mükemmeliyetçi/müdahaleci/çokbilmiş erkeklere göre her zaman bir eksik bulunur. Yemeğe bulmasa evin tozuna bahane bulur. Ütüye bulmasa çocuğun davranışında bir eksik yakalar. Gün içindeki karıkoca ilişkisi yanlışlıklar komedyasına döner. Gün içinde sürekli hata bulunur ve her hata kadına fatura edilir.
Kadın ne yapsın? Uğraşır, çabalar, bir noktadan sonra bıkkınlık gelir. Uzun süren bıkkınlık zamanla mutsuzluğa, kendini değersiz hissetmeye, işe yaramadığını düşünmeye ve sonunda depresyona döner.
Psikolojik destek almaya gelenlerin gerçek hastalar mı yoksa birilerinin hasta ettiği insanlar mı olduğunun hiç önemi yok biliyor musunuz? Sıkıntı çekiyorsanız, mutlu hissetmiyorsanız mutlaka destek almalısınız. Her durumla, her mutsuzlukla, her sorunla baş etmenin bir yolu mutlaka var. Siz, günlük yaşamınızın zorlukları arasında bu yolları göremiyor, kendinizi mutlu hissedeceğiniz yöntemleri bilemiyorsunuz. Oysa bizler terapi desteği verirken tam da bunu yapıyoruz. Yol sizin yolunuz, ömür sizin ömrünüz, niçin eşiniz dahi olsa başka birinin yanlış davranışlarıyla mutsuz olsun, depresyona girsin, yaşamaktan bıkar hale gelsin?
Yazının özeti; beyler aşırı müdahaleci olmayın. Elinizin metaliyle kadın işlerine karışmayın. Ve siz hanımlar, her şeye rağmen mutlu olmanın bir yolunu bulun. 
Sevgiler...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder